10 Haziran 2013 Pazartesi

DİYET

  Her Pazartesi başlayıp, diğer Pazartesi’yi görebilme ümidiyle yola çıkılan, bayanların büyük bir kısmının
  5 harfli kabusu. Yanlışın da başladığı ilk kelime.
 Öncelikle bilmemiz gereken en önemli şey; biz insanlar beslenirken, karbonhidratlardan, yağlardan, vitaminlerde, minerallerden, Su'dan
 ve proteinlerden yararlanırız. Sağlıklı beslenme yasalarında bunlardan asla fedakarlık edilmez. Vücudun kusursuz işleyişi için bu piramidin
 hiçbir kademesinden taviz verilmemelidir. Önemli olan bu ana grupların kendi arasında dengeli olmasına ve hangi protein, hangi karbonhidrat,
 hangi yağın seçileceğine dikkat edilmesidir. İşte çoğu kişinin diyet, bizlerin ise sağlıklı beslenme olarak adlandırdığı tanım budur..
  Bu sebeple yazılarımda ‘diyet’ kelimesi yerine ‘kilo verme’ ve ‘sağlıklı beslenme’ kelimelerini kullanmayı uygun buluyorum.
Şimdi Kilo verme yolundaki öncelikli adımları inceleyelim ;


 ÖNCE KARAR VERME, İRADE, ZİHİNSEL HAZIRLIK


  Sağlıklı beslenmeyi, diyet kelimesi arkasına saklayıp eziyet haline getirmeye çalışmak psikolojik baskıdan öte bir şey değildir.
  Zira sağlıklı beslenmek, ideal kiloya kavuşana kadar uygulanıp daha sonra terk edilecek bir hobi değildir .
  Sağlıklı beslenmek yaşam tarzıdır, bunu stiliniz haline getirip, prensip haline getirmelisiniz. Bunun önceliği de yaşam tarzınızı değiştirmekten geçer.
  Kilo vermedeki en önemli etken iradedir.. İrade ve beslenme alışkanlığınız arasında dokuyacağınız mekik, sağlıklı yaşamınızın belirleyici unsuru olacaktır.
 Kilo vermeye, psikolojik olarak hazır olmak; buna karar vermek en önemli etkendir.


 PAZARTESİ’Yİ BEKLEMEYİN


   Kilo vermek için çalıştığım dönemlerde bana danışan misafirlerimizden edindiğim izlenime göre; Pazartesi gününü milat bilerek başlanan sağlıklı beslenme yolculuğunun
 genel olarak birkaç gün devam etmesidir. Zira, ilk 2-3 gün motivasyon iyi olduğu için güzel başlayıp; hafta sonu bu istek giderek düşmeye başlıyor.
   Buna değişen hafta sonu programları, arkadaş gezmeleri ve misafirliklerde eklenince olumsuz sonuç kaçınılmaz oluyor. Tavsiyem; sağlıklı beslenme
maratonunuza hafta sonuna en yakın günler; Çarşamba-Perşembe gibi başlamanızdır.


‘BEN ZAYIFLAYACAĞIM’ DEĞİL; ‘BEN ….. KİLO OLACAĞIM’


  Ucu tamamen açık bir istektir, ’ben zayıflayacağım’ demek. Kararınızı verdikten sonra yapmanız gereken :HEDEFİ BELİRLEMEK..
  Ulaşmanız gereken ideal kiloyu kendinize söyleyin. Bunu sesli bir şekilde tekrarlayın. ‘Kilo vereceğim’ ya da ‘zayıflayacağım’
kelimesi genel bir tanımdır. Özelleştirin. Bu yolculukta aitlik hissedebilmeniz için belirlediğiniz rakamı duyun ve görün.
  Hatta bu rakamı bir kağıda yazıp buzdolabınızın üzerine magnetlemeniz, ufak kaçamaklarınızda da sizi uyarıcı bir yöntem olacaktır.
 Hedef belirlendikten sonra er ya da geç ulaşacağınızı unutmayın.


 KİLOLARI 3 GÜNDE ALMADINIZ,3 GÜNDE VEREMEZSİNİZ…


  Her gün tartılmalar, ’’4 gündür 1 kilo bile vermemişim ‘’sitemleri, ve birkaç günde ulaşılmaya çalışılan fit bir beden….
  Kimse 1 haftada 10 kilo alamayacağına göre,1 haftada da bu kadar kilo vermeyi ve hemen fit bir vücut sonucu görmeyi hedeflememeli.
  Gerçekçi, iradeli ve sabırlı olmalısınız.. Yemekten zevk aldığınız besinlerden ödün verdiğiniz için, vücudunuzun hemen sonuç vermesini
 beklemeniz haksızlık olur. Sabredin, hedefinizi belirleyin ve vazgeçmeyin. Sonucu mutlaka alacağınızı göreceksiniz.


 SPORSUZ ,SAĞLIKLI SONUÇ ALAMAZSINIZ


   Spor; gerek kilo verme, gerekse sağlıklı yaşam adına olmazsa olmazdır. Kilo vermeye çalışan kişiler düzenli spor yaptığı takdirde,
 egzersizle harcayacağı enerji sayesinde katı kısıtlamalara gitmek durumunda kalmazlar.
  Bu şekilde daha planlı ve daha medeni bir kilo verme disiplinine girmiş olursunuz.
‘Zamanım yok’’, ‘çalışıyorum’, ‘çeşitli rahatsızlıklarım var spor yapamam’ tarzında bahaneler ardına saklanmak doğru değildir.
  Kendinize ayıracağınız mutlaka bir 30 dk. vadır,yeterki isteyin. Çalışmanız spor yapmanıza engel değildir. Ve her rahatsızlığınıza alternatif
 bir spor branşı mutlaka vardır. Bir antrenöre danışmanız yeterli.

Esenlikler .. :)

Norveç'te Yaşam

NORVEÇ

  Cennetin yeryüzünde görülebilecek iz düşümü. Evet evet abartmıyorum. Eşim'in işi gereği birçok kez bulunduğu ve anlata anlata bitiremediği güzelliklerini , görme isteği  merakımla başlayan maceramın güzel ülkesi :)

  İstanbul'un yoğun kalabalığı,trafiği ve keşmekeşinden sonra; temiz havasıyla,bozulmamış doğasıyla,harika mimarisiyle ve güzel şehri Alesund'la beni kendine hayran bırakan ülke. Norveç,henüz keşfedilmemiş bir güzellik. Evin camını açtığınızda aldığınız nefesi iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz. Doğa her yerde.. Çoğu evlerin çatıları bile bildiğiniz yeşil çimen kaplama .. Tepeden baktığınızda yerden bitmiş gibi görünüyor :)

 Norveç seyahatimle ilgili bir takım izlenimlerimi sizlerle paylaşmaktan zevk duyacağım..

  İş Yaşamı

  Gelir düzeyi en yüksek ülkelerden biri olan Norveç te, çalışma koşulları oldukça rahat. Zaten Avrupa ortalamasının üstünde bir standarda sahip oldukları için Avrupa Birliğine'de girmek istemiyorlar.
Balıkçılık sektörü tamamen ellerinde. En önemli geçim kaynakları ,balıkçılık. Somon balığıyla  meşhur olduğu en bilinen şeydir zaten. Ülkede haftalık çalışma süresi:37.5 saat.  Tabi diğer yandan da Avrupanın en pahalı ülkesi..

  Ülkedeki işsizlik oranı %2 civarlarında. Norveç'in en önemli sorunu; yaşlanan ve azalan nüfus. 5 milyon civarında bir nüfusa sahip ve ciddi derecede iş gücü eksiği çekmekte.

  İş konusunda gelince,gözlemlediğim kadarıyla en büyük eksiklik kuaför :)) Eşimle dolaşırken bir erkek kuaförünün önünden geçtiğimizde kesim fiyatı bizi şoke etti.İstanbul' da 15 Lira ya yapılabilen erkek saç kesimi Norveç te 450 kron (yaklaşık 160 tl) .. Sanırım kesim işlemini bayanların yapmasından :)
 Bununla birlikte alınan her ücretin ve yapılan her işin hakkını veriyorlar. Her şey kaliteli ve güzel.

  Yük taşımacılığı ve nakliyat diğer gördüğüm eksiklik.. Herkes kendi eşyalarını kendi taşıyor.Bu sebeple büyük tip araç satın alıp kullanmayı tercih ediyorlar. Boyacılık,marangozluk,ototamirciliği vb. birçok iş alanında istihdama ihtiyaç duyuluyor.

  Ülkede ana dil Norveççe. Ancak İngilizcede ana dil kadar yaygın.

Spor ve Sağlık

   Bu iki konu, branşım olması sebebiyle öncelikli ilgi alanım oldu Norveç'te. Muhteşem doğası ve harika işleyen sistemiyle böyle bir ülkede spor salonlarına insanın kendisini kapatması, mecburi bir durum olmadığı sürece tarafımdan çok anlaşılır karşılanmaz.
  Sokaklar ; genç,yaşlı,kadın,erkek,çocuk demeden koşan,bisiklete binen ,yürüyüş yapan insanlarla dolu. Spor ayakkabı dışında farklı bir ayakkabı giyen insan çok aramama rağmen bulamadım :)

  Yaşlı nüfusun fazla olmasının sebebi de ; elindeki bastona dahi aldırış etmeden Norveç'in nefis doğasından yararlanmaları.  Hazır yiyecekler,hayatlarında çok yer tutmuyor. Restoran sayısı fazla olmamakla birlikte ,dolu olduklarına da şahit olmadım.

  Kısacası, muhteşem bir doğaya sahip olan bu ülkede ; uzun ve sağlıklı bir yaşam yolu tamamen açık..

Kadın, Çocuk ve Aile

   Benim için en büyük mutluluk karanlığı seven biri olarak, gece ıssız sokaklarda ve ormanlarda korkusuzca dolaşabilmek ,koşabilmek. Kadınlara ve özellikle annelere müthiş değer verilen bir ülke. Birçok iş dalında kadınları görmek mümkün. Markete giderken önümden geçen kamyonu kullananın bir kadın olduğunu görmem ve hazmetmem birkaç dakikamı aldı mutlu da etti :) Norveç te kadınların ve erkeklerin işi diye bir ayrım söz konusu değil. En ağır işlerde çalışan kadınlar var. Havaalanında uçaktan bavulları indirip götüren kadınlar, eve tamirci çağırdığınızda gelen kadın, demirci ustası ya da otobüs şoförü , ve ya asfalt çalışması yapan kadınlar.. Toplumun her yerindeler.


  Ayrıca nüfus azlığı sebebiyle doğuma müthiş bir teşvik söz konusu. Çocuklu ailelerden vergi alımı inanılmaz derecede azalıyor. Anne adayı, gebelik durumunda izne ayrıldığında, maaşı kesintisiz olarak devlet tarafından ödeniyor. Ve doğum sonrası yine tam olarak sayısını bilmediğim izinden sonra aynı işine devam edebiliyor.  Bu süre içerisinde babalara da 40 - 60 gün arası izin veriliyor.

   Devlet, çocuklu ailelere çocuk doğduktan sonrada belli bir yaşa gelene kadar hatırı sayılır bir çocuk parası ödüyor.

  Norveçliler, aile kavramına bizler gibi çok önem veriyor. Aile yapısı ve birliği çok kuvvetli. Babalar özellikle, sürekli eşi ve çocuklarıyla birlikteler. Tek takılan evli beyleri görmek fazlaca nadirce :)

  Böyle bir ülkede yaşamaya ya da tatile karar verirseniz; ilk tavsiyem mevsime aldanmadan yanınıza kalın bir şeyler alın ve yağmur ile soğuğu sevmiyorsanız bir an önce sevmeye başlayın :)

  Esenlikler..